| Makale Türü |
|
||
| Dergi Adı | Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi | ||
| Dergi ISSN | 2618-6349 | ||
| Dergi Tarandığı Indeksler | TR DİZİN | ||
| Makale Dili | Türkçe | Basım Tarihi | 11-2025 |
| Cilt / Sayı / Sayfa | 9 / 3 / 1702–1721 | DOI | 10.34083/akaded.1703255 |
| Makale Linki | https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4887872 | ||
| Özet |
| Kökenleri çok eskiye dayanan yabancılaşma olgusu günümüzde etkisini hissettirmektedir. Felsefe, sosyoloji, iktisat, hukuk ve psikoloji gibi pek çok bilim dalının kesişim noktasında yer alan bu olgu edebî eserlerde tematik bağlamda işlenmiştir. Sadri Ertem'in toplumcu-gerçekçi çizgide kaleme aldığı eserlerinden olan Çıkrıklar Durunca yabancılaşma olgusu açısından zengin malzemeler sunar. Bu çalışmanın amacı Çıkrıklar Durunca romanını Karl Marx'ın yabancılaşma teorisi çerçevesinde ayrıntılı olarak analiz etmektir. Romanda Sanayi Devrimi'nden sonra dünyayı etkisi altına alan kapitalist sistemin o dönemin toplumsal yapısına olan etkileri kahramanlar aracılığıyla açığa çıkar. Bireysel ve toplumsal çatışmaların kurgunun merkezini teşkil ettiği roman Karl Marx'ın sistematik hâle getirdiği yabancılaşma teorisi bağlamında incelenmiştir. Köylü-işçinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, sosyo-ekonomik buhranların ortaya çıkardığı mezhep çatışması, insanların kendilerine tapacakları peygamberler var etmeleri, halkın gittikçe fakirleşmesi, doğa karşısındaki acizlik, köy ağasının özel mülkiyet ve kâr odaklı yaklaşımı romanın Karl Marx'ın yabancılaşma teorisine göre çözümlenmesine imkân sunmuştur. Köylülerin proleterleri ve köy ağası Sıddıkzade'nin kapitalisti temsil ettiği kurgusal metin bu iki kesim arasındaki toplumsal çatışma üzerine kurulur. Romanda yaşanan tüm sıkıntıların temelinde sosyo-ekonomik buhranlar ve ekonomik yabancılaşma bulunmaktadır. Karl Marx'ın teorisinin özünü oluşturan yabancılaşmış emek, işçi-işveren çatışması, meta fetişizmi, özel mülkiyet ve iş bölümü gibi kavramlar romanda yansımasını bulur. Endüstrileşme sonucunda el tezgâhlarının yerini seri üretimin alması, roman kahramanlarından Sıddıkzade'nin dokuma tezgâhlarına ve çıkrıklara el koyması, köylüyü sömürü nesnesi hâline getirerek pasifleştirmesi, proleterleşmenin artması romanın Karl Marx'ın yabancılaşma teorisi ile doğrudan ilişkilendirilmesini sağlamıştır. Eşitlikçi bir toplum yapısının hedeflendiği bu teoriye uygun olarak yaşarken eşitlenemeyen yaşam koşulları kahramanların ölümüyle aynı düzeye gelmiştir. |
| Anahtar Kelimeler |
| yabancılaşma | roman | Türk edebiyatı | ontoloji | bilinç |